7 Ekim 2018 Pazar

Tarih Boyunca Peygamberlere ve Tertemiz Müslümanlara Atılan Cinsellik Konulu İftiralar - Bölüm 2


Tarih Boyunca Peygamberlere ve Tertemiz Müslümanlara Atılan Cinsellik Konulu İftiralar
- Bölüm 2
İğrenç Bir İftirayla Kavminin Münafıkları Tarafından Şehit Edilen Hz. Zekeriya
Hz. Zekeriya, İsrailoğulları'na gönderilen, Allah'ın Kuran'da övgüyle bahsettiği peygamberlerdendir. Allah'ın seçip hidayete eriştirdiği, salihlerden, takvası ve güzel ahlakıyla alemlere üstün kılınan elçilerden olduğu ayetlerde şöyle anlatılır:
Zekeriya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da (hidayete eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir. İsmail’i, Elyasa’yı, Yunus’u ve Lut’u da (hidayete eriştirdik). Onların hepsini alemlere üstün kıldık. Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik. (Enam Suresi, 85-87)
Yine Kuran'da bildirildiği gibi, Rabbimiz Hz. Zekeriya'ya mucizevi bir şekilde Hz. Yahya'yı armağan etmiştir. Çünkü hem yaşları itibariyle hem de sağlık nedenleriyle kendisinin ve eşinin çocuk sahibi olmaları mümkün görünmemektedir. Nitekim Hz. Zekeriya da bu müjdeyi duyduğunda "...Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım." (Meryem Suresi, 8) şeklinde karşılık vermiştir.
Ayrıca Allah Hz. Meryem annemizin yetiştirilmesinden Zekeriya Peygamberi sorumlu kılmıştır. (Ali İmran Suresi, 37) Böylece Hz. Meryem'in en güzel şekilde yetişmesini sağlamıştır. Onu seçmiş, tüm kötülüklerden arındırmış ve alemlerin kadınlarına üstün kılmıştır. (Ali İmran Suresi, 42) Hz. Meryem saliha bir mümindir; Hz. Zekeriya gibi, hayatının her anında, yaptığı her işte Allah'a yönelen, Allah'ın ismini yücelten, Rabbimiz'e gönülden bağlı bir mümindir. Allah Kuran'da onun iffetine olan düşkünlüğünü överek güzel ahlakını tüm Müslümanlara örnek göstermiştir. (Tahrim Suresi, 12) Allah, Hz. Zekeriya'nın eğitimiyle, Hz. Meryem'i üstün ve seçkin bir peygamberin ahlakıyla ahlaklandırmıştır.
Hem Kuran'da hem de İncil'de, Hz. Meryem'in, Cebrail ile görüştüğü, kendisine hiçbir insan eli değmeden, Allah'ın dilemesiyle, Hz. İsa'ya hamile kalacağı bildirilir. Bununla birlikte, İncil'de bir bilgi daha verilir: Melek ile görüşmesinin hemen ardından, Meryem annemiz, akrabaları olan Hz. Zekeriya ve Hristiyan kaynaklarında ismi Elizabeth olarak geçen eşinin evine gitmiş (Luka, 1:36-40) ve onların yanında üç ay kadar kalmıştır (Luka, 1:56).
Hz. Meryem Allah'tan bir mucize olarak babasız bir çocuk dünyaya getirmiştir. Çocuğu ile kavminin içine girdiğinde, azgın münafıkların çirkin ve akıl almaz iftiralarına maruz kalmıştır. Bunlardan birisi, evinde üç ay kalmasından dolayı, haşa, "Hz. Meryem ile Hz. Zekeriya'nın zina yaptığı" ve "çocuğun babasının Hz. Zekeriya" olduğu şeklindeki alçakça bühtandır.
Oysa, münafıklar hem Hz. Zekeriya'nın hem de Hz. Meryem'in üstün ahlaklı, iffetli, takva sahibi, Allah'tan çok korkan kişiler olduklarını gayet iyi bilmektedir.
Allah Hz. İsa'yı henüz beşikteyken konuşturarak bir mucize ile onları tüm iftiralardan temize çıkarmıştır. (Meryem Suresi, 29-34) Kavimlerinin şedid münafıkları ise, bu mucizeye bizzat şahit oldukları halde söz konusu iğrenç ve insafsız iftirayı sürdürmüşlerdir.
Dönemin bu gözü dönmüş ikiyüzlüleri sadece iftira ile yetinmemişler; seçkin bir peygamber olan Hz. Zekeriya'yı, kendilerince cezalandırmak amacıyla, toplu olarak acımasızca katletmişlerdir. Münafıklar gerçekte dindarlığından, yüksek imanından, güzel ahlak ve takvasından, Allah'ın seçkin ve üstün kıldığı bir kulu olmasından duydukları kin, öfke ve haset nedeniyle zina iftirasını bahane ederek alçakça intikam alma yoluna gitmişlerdir. Bu tertemiz elçinin çok yaşlı olması bile onları durdurmamıştır. (En doğrusunu Allah bilir) İslami kaynaklarda şöyle aktarılır:
"Bu iftiraları çıkaranların elebaşları, Zekeriya Aleyhisselam'a kötülük etmeye karar verirler. Onu takibe alırlar. Bir gün tenha bir yerde Zekeriya Aleyhisselam'ı kıstırırlar. Yaşı oldukça ilerlemiş bulunan Zekeriya Aleyhisselam adamların kötü niyetli olduklarını anlar ve onlardan uzaklaşmaya çalışır." Hz. Zekeriya bir ağacın içine saklanarak kurtulmaya çalışırsa da, "ağaçtan dışarı sarkan elbise parçasını görünce bu işte bir tuhaflık olduğunu anlarlar ve ağacı kesmeye karar verirler. Ağacı ortadan keserler. Böylece ağacın içinde bulunan Zekeriya Aleyhisselam da ağaçla birlikte kesilir ve şehit peygamberler kervanına katılır. (Peygamberler Tarihi, Osmanlı Yayınevi, Cilt I, s.275)
Sayın Adnan Oktar A9 TV yayınında Hz. Zekeriya'nın şehadetini şöyle anlatmıştır:
"Mesela Zekeriya (as)’a geliyorlar, Hz. Zekeriya (as) kütüğün içine girdi ‘Allah’tan başka baki olan yoktur’ dedi ‘Allah’tan başka baki olan yoktur’ adamlar hızarla doğradılar, ortadan biçtiler Zekeriya Peygamberi. Cenab-ı Allah istese onu da göğe alırdı, almadı. Şehadetini uygun gördü." (A9 TV, 5 Ekim 2016)
Matta İncili'nin 23. bölümü de Hz. Zekeriya'nın münafıklar tarafından şehit edildiğini doğrular mahiyettedir. Bu bölüm başından sonuna kadar Hz. İsa'nın "vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler" diye seslendiği, şiddetli bir şekilde eleştirip, uyardığı ve hakka davet ettiği kavminin münafıkları ile ilgilidir. Yine bu bölümde Hz. İsa, Habil'in kanından Hz. Zekeriya'nın şehit edilmesine kadar, yeryüzünde akıtılan her doğru kişinin kanından Allah katında münafıkların sorumlu tutulacağını şöyle dile getirir:
İşte bunun için size peygamberler, bilge kişiler ve din bilginleri gönderiyorum. Bunlardan kimini öldürecek, çarmıha gereceksiniz. Kimini havralarınızda kamçılayacak, kentten kente kovalayacaksınız. Böylelikle, doğru kişi olan Habil'in kanından, tapınakla sunak arasında öldürdüğünüz Berekya'nın oğlu Zekeriya'nın kanına kadar, yeryüzünde akıtılan her doğru kişinin kanından sorumlu tutulacaksınız. (Matta, 23:34-35)
Burada kastedilenin Zekeriya peygamber olduğu açıktır. (En doğrusunu Allah bilir) Dolayısıyla, Habil'den Hz. Zekeriya'ya, ondan da en son şehit edilen müminin kanına kadar tümünden münafıkların hesap vereceği müjdelenmektedir.
"Hz. Zekeriya'yı Hz. İsa'nın babası" olarak sunan hezeyanı ondan sonra yaşayan nesillerde de dile getirmeye devam eden düşük akıllılar olmuştur. 20. yüzyılda bu iftirayı tekrar gündeme getiren kişi, İngiliz bir ilahiyatçı olan Leslie Weatherhead'dir. Londra'daki City Temple Kilisesi'ndeki vaazlarında ve kitaplarında çirkin bir cesaretle bu sapkın iddiasını savunmuştur.
Söz konusu iftirayı Weatherhead'den alarak inançlarının bir parçası yapan bir grup ise Moon tarikatıdır. Yüzbinlerce mensubu olan bu Hristiyan tarikatın İngiliz Derin Devleti ile olan bağlantısı, Sayın Adnan Oktar tarafından şöyle açıklanmıştır:
"Mesela Moon tarikatına da adamlar acayip destek sağladı. Ve rahatça onları kullanıyorlar. Moon tarikatı da İngiliz derin devleti tarafından kullanılan bir yapılanmadır, mesela. Hristiyan bir yapılanmadır." (A9 TV, 28 Eylül 2016)
Sonuç olarak, acımasız iftiralar veya eziyet verici sözler, Hz. Zekeriya örneğinde olduğu gibi, müminleri Allah yolunda yaşamak ve çaba göstermekten asla vazgeçirmez. Müminler, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimizin, her zaman herşeyi en güzel, en hayırlı, en adil, en hikmetli şekilde yarattığını bilir ve sadece O’na dayanıp güvenirler. Allah’ın dışında hiçbir varlıktan korkmazlar.

Tarih Boyunca Peygamberlere ve Tertemiz Müslümanlara Atılan Cinsellik İftiraları


Tarih Boyunca Peygamberlere ve Tertemiz Müslümanlara
Atılan Cinsellik İftiraları
 
Bölüm 1
Bir Kadın ve Kızının Komplosu Sonucunda Zindana Atılan ve
Şehit Edilen Hz. Yahya

Kuran'ın önemli bir bölümünde Allah elçilerine ve müminlere atılan iftiraların ve kurulan düzenlerin haberini verir. Kuran'da bildirildiğine göre, tarih boyunca iyi ve samimi insanlar sapkınlık, büyücülük, yalancılık, çıkarcılık, şımarıklık, şaşırmışlık gibi çeşitli iftiralara uğramışlardır. Zira münafıklar ve inkarcılar müminlerin son derece vicdanlı, güzel huylu, temiz ahlaklı olduklarını çok iyi bilirler ve bu nedenle iftiralar ve hileli düzenlerden medet umarlar.
Toplumda infial oluşturmak için en çok başvurulan yöntem ise, Allah'ın elçilerine, velilere ve Allah dostlarına yönelik özellikle cinsel içerikli iftiralar ve iffetsizlik iddialarıdır. Salih Müslümanlar güzel ahlaklarına ve bu konudaki titizliklerine rağmen, iffetsizliğe ilişkin çeşitli iftiralar ile karşılaşmışlardır. Örneğin Hz. Yusuf yanında kaldığı vezirin karısı tarafından acımasızca iftiraya uğramış; insanların gözünde küçük düşürülmeye çalışılmıştır. Ancak Allah onu bu iftira ve asılsız suçlamadan temize çıkarmış; onun suçsuzluğunu ve üstün ahlakını diğer insanların da açıkça görmesini sağlamıştır.
Benzer şekilde, hileli bir düzen ile zindana atılan (ve orada şehit edilen) diğer bir peygamber ise, Hz. Yahya'dır.
Hz. Yahya, peygamber olan babası Hz. Zekeriya gibi İsrailoğulları'na gönderilmiş, Hz. İsa'dan kısa bir süre önce dünyaya gelmiş ve onun gelişini müjdelemiş bir peygamberdir. Kuran ayetlerinde Hz. Yahya'nın güzel ve üstün ahlakına dikkat çekilir; onun iffetli, salih, şerefli, takva, sevgi duyarlılığı yüksek ve her bakımdan temiz kişiliği anlatılır. Önemli bir özelliği de daha çocuk yaşlarından itibaren kendisine Allah tarafından hikmet verilmesidir:
O (Zekeriya) mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya’yı müjdeler. O, Allah’tan olan bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir." (Al-i İmran Suresi, 39)
(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik. Katımız’dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem Suresi, 12-13)
Kuran'da özellikle vurgulanan bir nokta da Yahya isminin Allah tarafından belirlenmesi ve babası Hz. Zekeriya'ya vahyedilmesidir. Musevi geleneklerine göre, ilk erkek çocuğa babasının veya akrabalarından birinin adı konulması gerekirken, Allah tarafından kendisine o zamana kadar İsrailoğulları arasında hiç kullanılmayan bir isim olan Yahya adı verilmiştir:
(Allah buyurdu:) "Ey Zekeriya, şüphesiz Biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiçbir adaş kılmamışız." (Meryem Suresi, 7)
Yahya Peygamber'in hayatı ile ilgili bazı detaylar İncil'de yer alır. Hz. Yahya o dönemde Roma İmparatorluğu'na bağlı özerk Yahudi Krallığında yaşıyor; insanları Allah'a ve Tevrat'a davet ediyor; "Şeria nehrinin (Ürdün nehrinin) çevresindeki tüm bölgeyi dolaşarak insanları, günahlarının bağışlanması için tövbe edip vaftiz olmaya" çağırıyordu. (Luka, 3:3)
Onun Tevrat'a sarılarak Tevrat hükümleri doğrultusundaki tebliği kavminin bağnaz münafıklarını kızdırmış ve kinlendirmiş; bu nedenle kendisine "cinli" gibi iftiralar atılmıştır. (Matta, 11:18) Tüm dinlerin ana özelliği, temel bir hükmü olan velayet sistemini yaşamaya daveti İncil'de şöyle anlatılır:
Halk ona, «Öyleyse biz ne yapalım?» diye sordu. Yahya onlara, «İki mintanı olan, birini hiç mintanı olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın» cevabını verdi. Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek ona, «Öğretmenimiz, biz ne yapalım?» dediler. Yahya onlara, «Size buyrulandan daha çok vergi almayın» dedi. Bazı askerler de ona, «Ya biz ne yapalım?» diye sordular. O da onlara şöyle dedi: «Kaba kuvvetle ya da yalan suçlamalarla kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin.» (Luka, 3:10-14)
Yine İncil ve tarihi kaynaklardan öğrendiğimize göre, dönemin kralı Herodes Antipas kardeşinin karısı Herodiya'yı zorla boşatarak onunla evlenmiş; ancak Hz. Yahya Tevrat'a aykırı olan bu evliliğe karşı çıkmıştır. Hz. Yahya'nın hakka davet etmesi, hurafeleri, batıl inanç ve uygulamaları ortadan kaldırması Ferisi ve Saduki mezheplerine mensup bazı sözde din adamlarının büyük tepkisini çekmiştir. Ayrıca Hristiyan kaynaklarında Herodiya'nın Hz. Yahya'ya aşık olduğu ve aşkına karşılık bulamadığı anlatılır. Hz. Yahya ise, Allah'tan başka kimseden korkmadan, her ne pahasına olursa olsun hakkı savunmuş ve iffetini korumuştur. Bu nedenledir ki Kuran'da onun üstün ahlakı zikredilmiş ve iffetli kişiliğine dikkat çekilmiştir.
İncil'de Kral Herodes'in Hz. Yahya'ya saygı duyduğu ve onu dinlemekten zevk aldığı anlatılır. Ne var ki karısı Herodiya'nın kin, düşmanlık ve kıskançlığı ve İsrailoğulları'nın önde gelen bazı münafıklarının fitneleri neticesinde onu zindana attırmıştır:
Herodes'in kendisi, kardeşi Filipus'un karısı Herodiya'nın yüzünden adam gönderip Yahya'yı tutuklatmış, zindana attırıp zincire vurdurmuştu. Çünkü Herodes bu kadınla evlenince Yahya ona, «Kardeşinin karısıyla evlenmen Kutsal Yasa'ya aykırıdır» demişti. Herodiya bu yüzden Yahya'ya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu. Çünkü Yahya'nın doğru ve kutsal bir adam olduğunu bilen Herodes ondan korkuyor ve onu koruyordu. Yahya'yı dinlediği zaman büyük bir şaşkınlık içinde kalıyor, yine de onu dinlemekten zevk alıyordu. (Markos, 6:17-20)
Ancak Hz. Yahya'nın zindana atılması ihtiraslı ve entrikacı bir kadın olan Herodiya'yı tatmin etmez. Kızını da kullanarak, Kral'ın doğum günü şöleninde hain planının ikinci aşamasını devreye sokar. Mübarek, muhterem ve müberra bir peygamber olan Hz. Yahya'nın başının kesilerek şehit edilmesi ile sonuçlanan olaylar İncil'de şöyle anlatılır:
Ne var ki, Herodes'in kendi doğum gününde saray büyükleri, komutanlar ve Celile'nin ileri gelenleri için verdiği şölende beklenen fırsat doğdu. Herodiya'nın kızı içeri girip dans etti. Bu, Herodes'le konuklarının hoşuna gitti.
Kral genç kıza, «Dile benden, ne dilersen veririm» dedi. Ant içerek, «Benden ne dilersen, krallığımın yarısı da olsa, veririm» dedi. Kız dışarı çıkıp annesine, «Ne isteyeyim?» diye sordu. «Vaftizci Yahya'nın başını iste» dedi annesi. Kız derhal koşup kralın yanına girdi, «Vaftizci Yahya'nın başını bir tepsi üzerinde hemen bana vermeni istiyorum» diyerek dileğini açıkladı. Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi. Derhal bir cellat gönderip Yahya'nın başını getirmesini buyurdu. Cellat zindana giderek Yahya'nın başını kesti. Kesik başı bir tepsi üzerinde getirip genç kıza verdi, kız da annesine götürdü. Yahya'nın öğrencileri bunu duyunca gelip cesedi aldılar ve mezara koydular. (Markos, 6:21-29)
Sayın Adnan Oktar 5 Ekim 2016 tarihli yayında Hz. Yahya'nın şehadetini şöyle açıklamıştır:
Mesela Yahya (as) da canım benim hapsedilmişti, adam zil zurna içmiş, ‘kellesini getirin bana’ dedi adam alkollü ve bir kadın bunu söylüyor, kadına alkolik muhabbeti yapıyor. ‘Benden ne istiyorsun?’ diyor kadına ‘Yahya’nın kellesini istiyorum’ diyor. Önce diyor ki ‘Ne istersen yapacağım. Benden bir şey iste söz yapacağım’ diyor. ‘Ben de o zaman madem söz verdin ‘Yahya’nın kellesini istiyorum’ diyor. ‘Tamamdır. Kesin getirin’ diyor. Canım benim gidiyorlar onu orada şehit ediyorlar kafasını kesip alıp getiriyorlar. Cenab-ı Allah istese başına geçirir orayı, deprem yapar yıkar darmadağın yapar, yapmıyor ama. Kaderinde şehadet var, alıp tepsinin içinde getiriyorlar kellesini. Biliyorsunuz kolu da burada Hz. Yahya (as)’nın, Kutsal Emanetler’de. Altın muhafaza içinde tutuluyor.
Allah’ın bunu yapmasından kastı onların insanlardan farkı olmadığını vurgulamak için yapıyor. Çünkü insanlar da savaşlarda şehit oluyor. Sürekli Peygamberleri Allah öyle korumuyor. Gerektiğinde savaş meydanında şehit oluyorlar, başka yerde başka bir şey de oluyor. Yani aklın ihtiyarinin alınmaması içindir bu. Çünkü çocuk da şehit oluyor, peygamber de şehit oluyor. (Adnan Oktar, 5/10/2016)
Sonuç olarak, iftiraya uğrayan müminler bundan dolayı asla şaşkınlığa düşmez veya üzülmezler. Aksine peygamberlerin ve salih müminlerin yaşadıkları olaylarla karşılaştıkları için çok büyük bir şevk duyarlar. Tüm olayların en ince ayrıntısına kadar Allah tarafından düzenlendiğini, kaderlerinin bir parçası olduğunu ve kendileri için en hayırlısı olduğunu bilirler.

KURANDAKİ İSLAM